Görme Biçimleri



modi di vedere de derler adıma  
yukorainbow kullanıcısından yeniden bloglandı
"odada her şeyi açıklayan kediydi", evet hulki bey, öyleydi. her şeyi ve herşeyi. ve geceydi bile. enine yürürdü. haklıydınız.
(hafif abi’nin notu)
yukorainbow:

We Heart It の ✋

"odada her şeyi açıklayan kediydi", evet hulki bey, öyleydi. her şeyi ve herşeyi. ve geceydi bile. enine yürürdü. haklıydınız.

(hafif abi’nin notu)

yukorainbow:

We Heart It の ✋

(kite62 gönderdi)

bizi bıraktığın gün geldi gene –şu kahrolası güruhu. sesinin tınısından sızdırdığın, sürü ruhunu haklı olarak hakir gören, sürünün gaddar dışlayıcılığının ilkel kanununu yırtıp atan edayı ve notaların arasından büyüleyici bir incelikle yansıttığın gizli “cehennet”i şarkılarınla paylaşırken sen bir şarkıcı falan değildin, çok ötesindeydin bunun. müzik yapmıyordun, müziğin ta kendisiydin.

ölümüyle içimi ben ölene kadar kanatacak olan iki müzikli ruhtan biriydin. öteki de lhasa’dır. ruhumun iki sürgün kraliçesi: sen ve lhasa.

(*) müzik: amy winehouse, “you know, i’m no good”, back to black. video: londra, 2007. bu videonu özellikle seçtim. söylemeye çalıştıklarımı çok net anlatıyor çünkü.

spencer burton (nam-ı diğer grey kingdom) ile ışınlanalım bu korkunç coğrafyadan. hiç değilse birkaç dakikalığına.

(*) müzik: grey kingdom, “not holy, not love, not light”, light, i’ll call your name out ‘darkness’ + “love is fast”, eulogy of her and her and her. video: spencer burton, toronto, mart 2011, wood & wires video series için.

sorarım, ölü ozanlar derneği’ni ve balıkçı kral’ı kim unutabilir ki seyrettikten sonra?

çok yaşa robin williams.

(*) video: terry gilliam, “the fisher king”.

terrenonussbukorrek kullanıcısından yeniden bloglandı

sokak satıcısı gençlerin yere serili tezgahından chris rea kasetlerini birbiri ardısıra sevinçli bir iştahla aldığım her gün kadıköy çarşısı henüz benimdi, istanbul herşeye rağmen henüz benimdi, türkiye ve dünya benimdi. bu lânet düzene inat halâ gençtim. biraz olsun umudum vardı. yol bitmez diyordum içimden dışımdan, yol bitmez.

biten ne öyleyse? şimdi soruyorum. cevap aramıyorum. cevap istemiyorum. cevaba ihtiyacım yok. soruyorum. sormazsam biterim. soruyorum.

(hafif abi’nin notu)

selidorisland:

chris rea her zaman yol demek; yaş aldıkça daha da fazla… 

terrenonussbukorrek:

Chris Rea - Looking For The Summer HD 720

(Kaynak: youtube.com)

provencetoujours kullanıcısından yeniden bloglandı
…ya da şu balkonda dikilip, son kitabımın son sayfalarını kafamda yazmak istiyorum. içeri geçerken de “artık gözüm arkada kalmadan gidebilirim bu dünyadan” diye rahatlamak.
(hafif abi’nin notu)

…ya da şu balkonda dikilip, son kitabımın son sayfalarını kafamda yazmak istiyorum. içeri geçerken de “artık gözüm arkada kalmadan gidebilirim bu dünyadan” diye rahatlamak.

(hafif abi’nin notu)

(provencetoujours gönderdi)

haddinden fazla bunaldım. nemi tavan yapmış temmuz sıcağı bunalttı, tamam da, asıl bunaltan o değil. değme sürrealistin hayal bile edemeyeceği kadar gerçeküstü bir hale bürünmüş olan bir türkiye resmi, bana kafayı yedirten. izlanda’ya uçmak istiyorum. kanat çırpa çırpa. menzil umrumda değil. bir auroranın yeşilinde, kızılında, lâciverdinde kendimi kaybetmek istiyorum. ağır yaralı bir ülkenin kan kaybından ölmesini, o yaranın kanında boğularak izlemek istemiyorum.
çok sıkıntı çektiğim bir hayatta azıcık gün yüzü görmek istiyorum. bir kitaba daldığımda tv ekranından üstüme üstüme höykürülmesini istemiyorum. sokağa çıktığımda meymenetsiz suratlar görmek istemiyorum. dibe vurmuşluğun kolektif mazoşizminde tükenmek istemiyorum. belâ okuya okuya ömrümü tüketmek istemiyorum. aklın, sağduyunun, mantığın, estetiğin unufak edildiği pesperişan bir hayat, vandalizmin çirkefli sularına gömülmüş bir toprak istemiyorum.
(*) görselin kaynağı: http://zete.com/avrupada-uzaklara-kacmak-izlanda/

haddinden fazla bunaldım. nemi tavan yapmış temmuz sıcağı bunalttı, tamam da, asıl bunaltan o değil. değme sürrealistin hayal bile edemeyeceği kadar gerçeküstü bir hale bürünmüş olan bir türkiye resmi, bana kafayı yedirten. izlanda’ya uçmak istiyorum. kanat çırpa çırpa. menzil umrumda değil. bir auroranın yeşilinde, kızılında, lâciverdinde kendimi kaybetmek istiyorum. ağır yaralı bir ülkenin kan kaybından ölmesini, o yaranın kanında boğularak izlemek istemiyorum.

çok sıkıntı çektiğim bir hayatta azıcık gün yüzü görmek istiyorum. bir kitaba daldığımda tv ekranından üstüme üstüme höykürülmesini istemiyorum. sokağa çıktığımda meymenetsiz suratlar görmek istemiyorum. dibe vurmuşluğun kolektif mazoşizminde tükenmek istemiyorum. belâ okuya okuya ömrümü tüketmek istemiyorum. aklın, sağduyunun, mantığın, estetiğin unufak edildiği pesperişan bir hayat, vandalizmin çirkefli sularına gömülmüş bir toprak istemiyorum.

(*) görselin kaynağı: http://zete.com/avrupada-uzaklara-kacmak-izlanda/

iç, gündüz. hopper’ın penceresinden van gogh’un tarlasına bakıyorum. lorca’nın ruhuna sessizce eşlik ederek endülüs’te dolanırken goya’da dehşetin bütün tonları karşıma çıkıyor. telaşlı adımlarla utrillo’nun karlı sokaklarından birine dalıyor, gözden kayboluyorum. ultramarine bulanmışım.

neden sonra mardin’de bir taş evin avlusunda elimde bir udla görünmüşken, kimse ne olduğunu anlayamadan bu kez budala’nın sayfaları arasından nastasya çıkıveriyor karşıma.

tuhaf, çok tuhaf bir rüya bu. hayatın tuhaflığından uyuyarak kaçarken doluya yakalanıyorum.

(*) müzik: boccherini, “quintet in d major g448: fandango”.

büyük şef lorin maazel de gitti. kaldık biz bize.

(*) müzik: beethoven, “violin concerto d major op. 61, 3: rondo”. bavarian radio symphony orchestra. keman: hilary hahn.

catalystinc kullanıcısından yeniden bloglandı
"gerçek her zaman güzel olmayabilir ama gerçeğe duyulan açlık güzeldir" diyen gordimer de bizi kendi boktan halimize bırakarak çekip gitti. hakikatin sırrına yaklaşabildiğimiz anların kurmacanın gerçekliğiyle yüzyüze kaldığımız anlar olduğunu biliyorsak, bunda her usta yazar gibi onun da payı vardır.
ve der ki bize nadine gordimer, “yazar kaybeder cennet bahçesini, okunmak için yazıyordur ve en nihayetinde ne kadar sorusu varsa tümünün de cevapsız kalacağını öğrenecektir.”
öbür cepheden bakılırsa şayet, hiçbir sıkı yazarın cevapların peşinde koşmadığını bilmeyen okur da okur değildir zaten.
(hafif abi’nin notu)

"gerçek her zaman güzel olmayabilir ama gerçeğe duyulan açlık güzeldir" diyen gordimer de bizi kendi boktan halimize bırakarak çekip gitti. hakikatin sırrına yaklaşabildiğimiz anların kurmacanın gerçekliğiyle yüzyüze kaldığımız anlar olduğunu biliyorsak, bunda her usta yazar gibi onun da payı vardır.

ve der ki bize nadine gordimer, “yazar kaybeder cennet bahçesini, okunmak için yazıyordur ve en nihayetinde ne kadar sorusu varsa tümünün de cevapsız kalacağını öğrenecektir.”

öbür cepheden bakılırsa şayet, hiçbir sıkı yazarın cevapların peşinde koşmadığını bilmeyen okur da okur değildir zaten.

(hafif abi’nin notu)